Hilye-i Hakanî: Tevhid-i Hazret-i Bârî (azze ismuhu) – (23-27)
-Hakanî Mehmed Bey-
Hamd Ol Alah’a ki yektâdır Ol(1)
Dahi dânâ u tüvânâdır Ol(2)
O’na mahsus u müsellemdir hem
Mû be-mû cümle umûr-i âlem
Mutasarrıf O’dur eşyaya temâm
Ne havâs orada hergiz ne avâm
Kemter ihsânı seâdet tâcı
Tâcdârân-i cihân muhtâcı
Bir olur eyleyicek adli zuhûr
Der-i lütfunda Süleyman ile mûr(4)
Günümüz Türkçesiyle Anlamı:
Hamd O Allah’a ki eşi benzeri yoktur. Üstelik her şeyi bilen ve her şeye güç yetiren de O’dur. Hem bütün bu âlemin, kâinatın işi, en ince ayrıntısına kadar O’na mahsustur, şüpheye yer yoktur. Her şeye, tamamen tasarrufta bulunan O’dur, her şey O’nun dilediğince olur. Ne havas (seçkin kimseler) ne de avam (sıradan halk) asla orada (o makamda) olamaz. En düşük lütfu saadet tacı. Bu dünyadaki bütün taç sahipleri (sultanlar, padişahlar, hükümdarlar) O’na muhtaç. Adaleti ortaya çıkınca lütuf kapısında Süleyman ile karınca bir olur.
Şiir Notları:
(1) “De ki: O, Allah’tır, bir tektir. Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir. O’ndan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir). Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.” (İhlas, 112/1/4) vd.
(2) “Göklerdeki ve yerdeki hiçbir şey, Allah’ı aciz bırakacak değildir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.” (Fatır, 35/44) vd.
(3) “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye Kadir’dir.” (Al-i İmran, 3/189) “Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Mülk, 67/1) “Allah dilediğini yapar.” (Bakara, 2/253) vd.
(4) Burada hem Sultan Süleyman hem Peygamber Süleyman’a (a.s.) gönderme var gibi.