Kasımpaşa Mevlevihanesi: Cümle Kapısı Kitabesi

-Ziver Paşa-

Şehinşâh-ı zaman kutb-ı cihân Sultan Mahmûdun
Kudûm-i şevketidir fer viren evreng-i hakâne
O hakân-ı velâyet-menkabet mahz-ı kerâmetle
Verir zînet nizâm-ı mülke şân-ı âl-i Osmâne

Husûsa rûh-ı Mevlânâ-yı Rûmîye idüb tekrîm
Yapıldı sâyesinde böyle nice Mevlevîhâne
Olaldan zerre-perver ol şehin envâr-ı ihsânı
Döner hep Mevlevîler tâlî-i şems-i dırahşâne

N’ola âlem olursa sikke-pûş-i inkiyâdı heb(1)
Verir nutk-ı hümâyûnu aceb tesîr-i fermâne
O şâhın devr-i ahdinde felek tennûre-pûş olsun(2)
Olub şevk u tarab âyîn-i merdüm ehl-i irfâne(3)

Safâdan âsûman eyler semâı rûz u şeb elbet
Duâ-yi pâdişâhi olmada âdet ser u şâne(4)
Olur ehl-i velâyet na‘thânı ol şehinşâhın
Virir sıyt-ı kudûm u nây lütf-i zîb ekvâne

Güzâr etmişdi bir gün bu taraftan ol şeh-i devrân
Kudûmiyle müşerref olmuş idi kurb-i Tersâne(5)
Temevvüç eyledi deryâ-yı azb-i cûdî ol şâhın
Görünce olduğun bu dergâhın her yanı virâne

Kapûdan-ı yemm-i iclâlini bu emr içün ta‘yîn(6)
İdince sûbesû döndü bu dergeh kasr-ı ridvâne
İki destim duâye kaldırub Zîver didim târîh(7)
Yapıldı kutb-i âlem sâyesinde Mevlevîhâne
1250

el-Fakîr Yesârîzâde Mustafa İzzet

Gufira lehümâ.

Günümüz Türkçesiyle Anlamı:
Zamanın şahlar şahı, cihanın kutbu Sultan Mahmud’un ululuk kudümüdür güç veren, şan şeref katan hakanın tahtına. O velilik menkıbelerinin hakanı, keramet gösterip ihlasla, samimiyetle dünyaya intizamlı bir güzellik verdi. Osmanlı hanedanının şanı, bilhassa Hz. Mevlana Rumî’nin ruhuna hürmet etmesiyle sayesinde nice mevlevihane yapıldı. O zerreyi gözeten padişahın lütuf göstermesiyle, ışık saçan güneşin doğması gibi Mevleviler hep sema ederler. Ah ne ola bütün dünya hep teslimiyet gösteren Mevlevi dervişi/sikke giyen olsa. Padişahın sözü, acaba buyruğuna tesir eder mi (yazılı bir emre dönüşür mü)? O şahın zamanında felek (âdeta gökyüzü/tüm dünya) tennure giyer. İrfan ehline, halkın ayini şevkutarab olup şevk ve coşkunluk verir. Elbet sefadan gökyüzü, gece gündüz sema eder. Padişahın duası âdeta başa taç/sikke olur. Velayet sahibi kimseler o şahlar şahının naat edeni olur. Ney ve kudüm sesi güzel bir lütuf verir tüm âleme, herkese. Bir gün bu taraftan geçmişti o cihan padişahı. Kudümüyle şeref bulmuştu Tersane yakını. Bu dergâhın her yanının viraneye döndüğünü görünce o şahın cömertliğinin tatlı denizi dalgalandı, coştu da coştu (lütufta bulunmak istedi). Ulu denizin kapudanını bu iş için atayınca her açıdan bu dergâh, hoşa giden bir kasra dönüştü. İki elimi duaya kaldırıp (ben) Ziver/güzellik katan tarih söyledim: “Yapıldı kutb-i âlem sayesinde Mevlevihane”. 1250 (Miladi, 1835). (Hattını yazan): Yesarizade Mustafa İzzet Efendi. Allah o ikisine de mağfiret etsin (bağışlasın).

Şiir Notları:
(1) Sikke-pûş: Sikke giyen, yani Mevlevi dervişi. Sikke, Mevlevi dervişlerinin başlarına giydikleri keçeden külah. (2) Tennûre-pûş: Tennure giyen. Tennure, Mevlevi dervişlerinin giydikleri giysi. (3) Şevk u tarab: Şevk ve coşkunluk anlamına gelir. Türk musikisinde de “şevkutarab” diye bir makam vardır. (4) Mısra sonunda “Ser u şâne” olarak yazılan kelimede ser, baş demektir. Şane kelimesinin ise tarak, kuşun başındaki ibik, bal peteği, kürek kemiği gibi anlamları vardır. Hatta hüdhüd kuşuna Farsçada “şâne-ser” (tarak başlı) da denir. Burada da “Duâ-yi pâdişâhi olmada âdet ser u şâne” derken burada vav yerine tire olması yani “ser-şane=şâne-i ser” daha uygun olurdu sanki. Buradaki “âdet” kelimesini gelenek görenek anlamındaki âdet olarak düşünürsek “Padişahın duasıyla başa sikke âdet oldu.” anlamı çıkabilir. Eğer “âdeta”nın kısaltması gibi düşünürsek buradaki “âdet”i bu kez de “Padişahın duası âdeta başa taç/sikke olmakta” gibi anlaşılabilir. (5) “Kurb-i Tersane” Tersane yakını derken burada bahsi geçen Tersane, “Tersane-i Amire” (Devlet Tersanesi) olmalı. Bu tersane fetihten iki yıl sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından Kasımpaşa’da küçğk bir dere ağzına kurulmuştur. (6) Kapudan: Osmanlıda deni kuvvetlerinin başında olan, idare eden kimse. Kaptanıderyadan sonra gelen amiral unvanı. (7) Ziver Paşa tarih düşürmüş. Yani ebced hesabına göre son mısradaki “Yapıldı kutb-i âlem sayesinde Mevlevihane” harflerin sayı değeri kitabenin sonunda verilen 1250 olacak şekilde yazılmış. Teyit edecek olursak şöyle: Ye=10 + elif=1 + pe=2 + lam=30 + dal=4 + ye=10 + kaf=100 + tı=9 + be=2 + ayın=70 + elif=1 + lam=30 + mim=40 + sin=60 + elif=1 + ye=10 + he=5 + sin=60 + nun=50 + dal=4 + he=5 + mim=40 + vav=6 + lam=30 + vav=6 + ye=10 + hı=600 + elif=1 + nun=50 he=5= 1252 çıkmakta. İki fazla çıkıyor zannetmiştik ancak üst satırda iki destim (elimi) kaldırıp yazmakta yani sanırız iki eksiltin demek istemekte. Bu durumda tarih 1252-2=1250 eder.


Destek ol 
Rastgele Getir