Penbe-i Merhem-i Dâğ İçre…
-Fuzûlî-
Penbe-i merhem-i dâğ içre nihandır bedenim(1)
Diri oldukça libâsım budur ölsem kefenim
Cânı cânan dilemiş vermemek olmaz ey dil
Ne nizâ eyleyelim ol ne senindir ne benim
Taş deler âhım oku şehd-i lebin şevkinden
N’ola zenbûr evine benzese beytü’l-hazenim
Tavk-ı zencîr-i cünûn dâire-i devletdir
Ne revâ kim beni andan çıkara za‘f-i tenim
Aşk sergerdâniyem seyl-i sirişk içre yerim(2)
Bir habâbım ki hevâdan doludur pîrehenim
Bülbül-i gamzedeem bâğ u bahârım sensin
Dehen u kadd u ruhun gonçe vu serv vu semenim
Edemem terk Fuzûlî ser-i kûyun yârin
Ne kadar zulm yeriyse bana hoşdur vatanım(3)
Günümüz Türkçesiyle Anlamı:
Bedenim, sürülen merhemli pamuk içinde (öyle yaralıyım). Yaşadıkça elbisem ölünce de kefenim budur. Bu canı cananım istemiş vermemek olmaz ey gönül. Ne diye çekişelim, o ne senindir ne benim (hakiki sevgilimin Rabbimin emaneti). Ahımın oku taşı deler dudağının balına olan iştiyakımdan. (Bu sebeple) hüzün evim arı kovanına benzese (delik deşik olsa) ne çıkar. (Aşktan ötürü boynuma geçirilen) delilik zinciri halkası devlet dairesidir (saadettir). (Aşk sebebiyle) zayıflayan bedenimin beni o zincirden kurtarması (zayıflık sebebiyle zincirin boynumdan kolayca çıkması) reva mıdır? Aşk sersemiyim, başı boş avare gibi dolanıp duruyorum, gözyaşı seli içinde yerim. Bir hava kabarcığıyım ki heva/aşk doludur gömleğim (içim). Gamlı bir bülbülüm, bağım baharım sensin. Senin ağzın, boynun ve ruhun, benim goncam, servim ve yasemin çiçeğim. Fuzulî, sevgilinin köyünün başını terk edemem. Ne kadar zulüm yeriyse de bana vatanım hoş gelir, ille vatanım!
Şiir Notları:
(1) Veya “Penbe-i dâğ-ı cünûn içre bedenim”.
(2) Veya “Aşk sergeştesiyim seyl-i sirişk içre yerim”.
(3) Veya “Vatanımdır vatanımdır vatanımdır vatanım”.