Taha Kapının Önünde

-Sezai Karakoç-

Taha gözünü açtığında kapının önünde buldu kendini
Her yanı bir kulak olmuş bir muştu aramakta
Bir horoz çizilmiş kapıya diri ama ötmesiz
Akan kanı kavisin sırrını aramakta
İçerde bir nehir mi var hapsedilmiş
Kav ve kavis yıkanıyor ocaklarında

Ölüm ateş saçan bir köpek ve bir eleğimsağma
Tifo ateşidir kuduz köpeğidir
Kolera eleğimsağma
Bir şairin müsvedde kağıtları gibi yanar
Bir insanlık üstüste katlanarak elinde vebanın
Değmesin bir vücuda gözleri kanserin
Boşanır yaz sıcağında üstünden ölümün sular serin
Taha’nın her yanı bir kulak olmuş bir muştu aramada
Açılmış sanki göğsü bütünüyle bir mehtâba
Ay yanar narlarda veremli bir göğüs gibi
Tutar göğü sularda kırılan bir horoz gibi
En belirli bakış akşamın bakışları
Evleri döndüre döndüre batıran o kış
Yakışmış çocuklar ve genç kızlar bahara yalnız
Isınmış saçları ısınmış ısınmış ısınmış
Taha’nın her yanı bir kulak olmuş bir muştu aramada
Ne bahardan bir gül ne yazdan bir yemiş
Ne kıştan imdat ne sonbahardan sada
Bir ara dinlendiriyor yüreğini Beethoven
Dört duvardan yavaş yavaş gelen
Gözlerden bir çılgınlık akıyor geriye geriye doğru
Van Gogh’un elleriyle kırılan bir başak mı bu
Cermen baltalanyla Frank sopalanyla İskandinav buzullanyla
geçti Wagner
Bir ses ki Asur kabartmalarından beter
Beklenen muştunun heykeli mi kırıldı battı
Sona mı erdi eleğimsağmaların saltanatı
Akşam akşam dar sokaklar ağzında kayboldu bir bir
Hayallerimizin icadı putlar düşten yoğrulmuş tanrılar
Ergenin şeytan aldatmacaları
İnsanın ilk karşılaştığı denizlerin

Önünde yaktığı kireç alevlerinde hisar
Her hastalık bir putun kırılması mı demek
Putların toptan kırılması mı demek ölmek

Bildi seher avıdır iyileştiren bütün hastaları
Bir kurban gibi sebil eden putları
İçerde boşanıyor gümüşten zincirler belki
Bir karaca sürüsü geçiyor bir dağdan sanki
Evet kapının ta yanında Taha
Bir muştu ummakta bir ses hâlâ
Ham mermerden bir kar çiçeği bekler gibi
Önünde yaktığı kireç alevlerinde hisar
Horoz yumurtasından bir nesil sökün etsin der gibi
Taha o ıssız kapının ta yanında
Bir kulak kesilmiş bir muştu aramakta
Ki elmasın cam kesmesi gibi
Gelip geçmiş o dost bu kenti delik deşik ederek
Dost kan gibi boşanmış atardamardan
Bir tabut içi kadar soğuk bırakmış bizi burda
Kent bir tabuttur artık çivisi insan
Boşala boşala kapının önünde Taha
Dönüştü yıllar yılı boşalan bir mezara
Etten sıyrılan kemik gecede parlar
Çürüyen kemiklerin üstüne doğan soluklar
Gibi ayaklanmış kavrulmuş bir mezar

Şiir Notları:
Tifo (karahumma): Mikroplarla oluşan, ateşli, tehlikeli ve bulaşıcı bir bağırsak hastalığı. Kolera: Kirli suların ve sebzelerin taşıdığı mikropla bulaşan, çabucak yayılan bir bağırsak hastalığı. Veba: Bulaşıcı, ateşli, öldürücü bir hastalık. Beethoven: Ünlü Alman piyanist ve besteci. Van Gogh: Hollandalı, ard izlenimci ressam.


Destek ol 
Rastgele Getir